Partilerin yerel seçim stratejileri


Partilerde yerel seçim hareketlenmeleri başladı. 2014 yerel seçimlerinin aynı yıl yapılacak Cumburbaşkanlığı seçimi ve 2015 genel seçimleri üzerinde domino etkisi oluşturma ihtimali, partilerin bu defa işi daha sıkı tutmasına neden olmaktadır.

Yerel seçimlerin giderek yaklaşmasıyla birlikte ilk hareketlenmeler de başladı.

Örneğin, CHP'de 31 Temmuz'da sona ereceği duyurulan yerel seçimlerde aday adayı olmak isteyenlerin başvurularında son gün "yoğun talep" nedeniyle 19 Ağustos'a uzatıldığı açıklandı.
Sadece siyasette değil, hangi sektörde olursa olsun "yoğun talep nedeniyle uzatılmıştır" ifadesi geçmişse, bilinki, arzu edilen başvuru kesinlikle olmamıştır demektir...
Diyelim ki sadece 200 daireden oluşan bir konut projesi yapacaksınız. O kadar çok rağbet oldu ki, 200 konutluk projeye 300, 500 ya da bini aşkın talep geldi...
Bu durumda başvuru süresini uzatırmısınız?

Uzatmazsınız...

Zaten konut arzının çok üzerinde talep var demektir. Mal ortada, müşterisi de çoktan hazırsa, mevzu büyük ölçüde kapanmıştır demektir.
Siyasette de böyle...

CHP yerel seçimlerde partisinden aday olmak isteyen aday adayları için 31 Temmuz olarak belirlediği süreyi 19 Ağustos'a uzatmış. Görececeksiniz bir daha uzatılacaklardır.
CHP'nin yazlıkçı mensupları şu an kıyı bölgelerinde tatilde...

Üstelik aylardan Ramazan ve bunun verdiği tempo düşüklüğü, en azından rehavet havası var.

Meclis'in bile kapalı olduğu, siyasete ara verildiği yaz döneminde böyle bir başvuru alma sürecine girmek hangi akla hizmet anlamak mümkün değil. Üstelik şu sıra kamu görevlilerinin büyük bölümü yıllık izinlerini kullanıyorlar. Araya bir de bayram tatili girdi...

CHP bu işi neden bu kadar aceleye getirdi, aday adaylarını neden böylesine dar süreli bir tarih baskısı altına aldı anlamak mümkün değil. Göreceksiniz 19 Ağustos tarihi en az Eylül'e kadar yeniden uzatılacaktır.

Daha başlangıçta böylesine özensiz ve dikkatsiz bir yol haritası ile yola çıkan bir partinin hangi seçim stratejesinden söz etmek mümkün, anlamak kolay değil...
Geçtiğimiz günlerde Erdal Atabek'in kaleme aldığı bir yazı gözüme ilişti...

Sayın Atabek yazısında;
“Sürekli kazanmak tehlikeli bir alışkanlık yaratır. Sürekli kaybetmek daha tehlikeli bir alışkanlık yaratır. Bunu bilmemek daha da tehlikelidir” dedikten sonra şu tespitlerini aktarıyor;
“AKP için seçimi kazanmak “mahkûmiyettir.”
CHP için seçimi kazanmak “mecburiyettir.”
MHP için seçimi kazanmak “niyettir.”
CHP'nin “kazanma mecburiyeti” vardır ama toplumsal algı böyle değildir.
“Toplumsal algı”, oy oranları değişse de AKP'nin seçimi gene kazanacağı yolundadır.
“Toplumsal algı” çok önemlidir ve seçimlerde toplulukların tutumlarını değiştirebilir.
“Toplumsal algı”, ne olduğunuzla değil, nasıl göründüğünüzle, nasıl izlenim yarattığınızla, nasıl etkileştiğinizle oluşur. Bu nedenle de olduğunuzdan çok farklı algı yaratabilirsiniz. Bu da sizin kazanma ya da kaybetmenize neden olabilir” demektedir.

Başbakan Erdoğan katıldığı bir televizyon programında AK Parti'nin ‘aday belirleme kıstasları' açısından bugüne kadar ki en net tanımlamaya yer vermişti.

Başbakan Erdoğan özetle şunları söylemişti:
“Genel seçimlerdeki atmosferle yerel seçimlerdeki atmosfer çok farklıdır. Genel seçimler daha belirleyicidir. Yerel seçimlerde kişiler belirleyici oluyor. Vatandaş adaya oy veriyor. Ama genel seçimde partiye oy veriyor. Mesela bakıyorsunuz bazı yerlerde partimiz adayımızın önünde, bakıyorsunuz bazı yerlerde CHP'nin oyu düşük adayının oyu yüksek. Bunlar her parti içinde var. Biz yerel seçimlerde 39.4 oy oranı aldık. Ama genel seçimde yüzde 50 oy aldık. Biz burada da aday tespitlerinde çok dikkatli olacağız.”
Başbakan Erdoğan'ın yukarıdaki sözleri aynı zamanda, 2009 yerel seçimlerinde aday belirleme sürecine yönelik bir özeleştiri de içeriyordu.
Her seçimden önce, ‘bu seçim Cumhuriyet Tarihimizin en önemli seçimi' şeklinde klişe yorumlar yapılır.

Fakat bu defaki gerçekten de öyle…
Türkiye önümüzdeki 2 yılda tarihinin en önemli 3 seçimine şahit olacak.
Eğer araya bir de ‘Yeni Anayasa' referandumu girerse 2 yılda 4 kez sandık başına gideceğiz.
Nitekim AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şentop, uzun süredir üzerinde çalışılan Yeni Anayasa için yapılacak referandumla ilgili tarih verdi ve Anayasa referandumunun milletvekilliği seçimiyle cumhurbaşkanlığı seçimi arasında olabileceğini söyledi.
İlk planda yerel seçimlerle genel seçimlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği düşünülse de, dünyanın hiçbir yerinde siyasetin doğası böyle işlemiyor. Sandık hangi vesile ile ortaya çıkarsa çıksın, seçim sonuçları hemen hükümete ‘güven oylaması' şeklinde yansıtılıyor.
Konuyu partiler bazında analiz etmeyi sürdüreceğiz...


   İl ve İlçelerdeki adaylar genel kamuoyu araştırmalarına göre belirlenmiştir, aday listesine ekleme yapmak isterseniz
   bizimle iletişime geçebilirsiniz.